
AĞLAYALIM ATATÜRK’E – Aşık Veysel ŞATIROĞLU şiiri
MUSTAFA KEMAL- Attila İLHAN şi
Atam izindeyiz! -Aziz NESİN şiiri
ON KASIM MEKTUPLARI-Behçet Kemal Çağlar şiiri
ATATÜRK’Ü DUYMAK-Behcet Necatigil şiiri
MUSTAFA KEMAL-Faruk Nafız Çamlıbel şiiri
ATATÜRK’TEN SON MEKTUP-Halim Yağcıoğlu şiiri
TÜRK KADINI MARŞI-Mediha Şen SANCAKOĞLU şiiri
Büyük Taarruz-Nazım Hikmet RAN şiiri
Gazi’ye Tarih-Yusuf Ziya Ortaç şiiri
Niçin ?-Ziya Gökalp şiiri
Onsuz-Ziya Osman Saba şiiri
Mustafa Kemal’i gördüm-Mustafa Canpolat şiiri
Atatürk olmak-Tarık Orhan şiiri
Mustafa Kemal’iz biz-Metin Kaya şiiri
O Kemal, Mustafa Kemal-Şule Türel şiiri
Atatürk ve Cumhuriyet-Zeki İ. Kızılışık şiiri
Atama Mektup-Büşra Dilara Karaca şiiri
Dağ başını duman almış-Muzaffer Ender şiiri
Mavi Gözlü Komutan
Atatürküm
Atatürk’e yazılan şiirler,Atatürk Şiirleri okumak için
AĞLAYALIM ATATÜRK’E
Ağlayalım Atatürk’e,
Bütün dünya kan ağladı.
Süleyman olmuştu mülke,
Geldi ecel, can ağladı.
Doğu, batı, cenup, şimal
Aman Tanrı bu nasıl hal?
Atatürk’e erdi zeval
Memur, mebusan ağladı.
İskenderi Zûlkarneyin*
Çalışmadı buncalayın.
Her millet Atatürk deyin
Cemiyet-i Akvam** ağladı.
Atatürk’ün eserleri,
Söylenecek bundan geri.
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti, vatan ağladı ..
Fabrikalar icat etti
Ata’lığın ispat etti
Varlığın Türk’e terketti
Döndü çark, devran ağladı.
Tren hattı, tayyareler
Türkler giydi hep kareler
Semerkant’la Buhara’lar
İşitti, her yan ağladı ..
Bu ne kuvvet, bu ne kudret
Var idi bunda bir hikmet.
Bütün Türkler, İnönü İsmet
Gözlerinden kan ağladı.
Siz sağ olun Türk gençleri
Çalışanlar kalmaz geri.
Mareşalin askerleri,
Ordular, tümen ağladı.
Zannetme ağlayan gülmez,
Arslan yatağı boş kalmaz.
Yalnız gidenler gelmez
Her gelen insan ağladı.
Uzatma Veysel bu sözü,
Dayanmaz herkesin özü,
Koruyalım yurdumuzu,
Dost değil, düşman ağladı…
~ Aşık Veysel ŞATIROĞLU ~
————————————————————————————————————————————————————
MUSTAFA KEMAL
Dağ başını efkâr almış,
gümüş dere durmaz ağlar,
gözyaşından kana kesmiş gözlerim,
ben ağlarım, çayır ağlar, çimen ağlar,
ağlar, ağlar, cihan ağlar.
Mızıkalar iniler, ırlam ırlam dövülür,
altmış üç ilimiz, altmış üç yetim,
yıllar gelir geçer, kuşlar gelir geçer,
her geçen seni bizden parça parça götürür,
Mustafa’m, Mustafa Kemal’im.
Diz dövdüm,
gözlerim şavkı aktı Sakarya’nın suyuna,
Sakarya’nın suları nâmın söyleşir.
Hemşehrim Sakarya, öksüz Sakarya.
Ankara’dan uçan kuşlar,
Kemal’im der günler günü çağrışır,
kahrolur bulutlara karışır,
gök bulut, yaşmak bulut,
uca dağlar, dev boyunlu morca dağlar
divan durmuş bekleşir,
Mustafa’m, Mustafa Kemal’im.
Nasıl böyle varıp geldin, hoşgeldin,
çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin,
şol yüzünde güneş südü sıcaklık,
ellerinden öperim, Mustafa Kemal.
Senin dalın, yaprağın, biz, senin fidanların,
biz bunları yapmadık,
sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal.
Elsiz, ayaksız bir yeşil yılan,
yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal.
Hani bir vakitler Kubilay’ı kestiler,
çün buyurdun kesenleri astılar,
sen uyudun asılanlar dirildi,
Mustafa’m, Mustafa Kemal’im.
Karalar kuşanmış, Karadeniz akmam diyor,
dokunmayın, ağlamaktan bıkmam diyor,
bu gece kıyamet gecesi, bu vapur Bandırma vapuru,
yattığı yer nur olsun Mustafa Kemal,
ben ölümden korkmam diyor,
korkmam diyen dilleri toz oldu, toprak oldu,
değirmen döndü dolandı, yıllar oldu,
bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir,
o bize öğretmedi kazan kaldırmasını,
günahı vebali öğretenin boynuna,
erdirip oldurana ana avrat sövmesini,
yüreğim kırıldı kanım kurudu,
var git Karadeniz var git başımdan,
mızıka çalındı düğün mü sandın,
bir yol koyup gideni gelir mi sandın,
Mustafa’m, Mustafa Kemal’im.
Ankara’nın taşına bak,
tut ki baktım, uzar gider efkârım,
çayır ağlar, çimen ağlar, ben ağlarım,
gözlerimin yaşına bak,
Ankara Kalesi’nde, Rasattepe’de
bir akça şahan gezer dolanır,
yaşın yaşın mezarını aranır,
şu dünyanın işine bak,
Mustafa’m, Mustafa Kemal’im…
~ Attila İLHAN ~
————————————————————————————————————————————————————
ATAM İZİNDEYİZ!
Atam, hala yaşıyorsak:
Edepsizlik sayesinde!
Altı oku soruyorsan,
Politika dehlizinde!
Hele partin senden sonra,
Devrimlerin tavizinde!
Vasfedeyim halimizi,
Kalemime ver izin de!
Yobazlarla gericiler,
Onlar bizden daha zinde!
Atam, Atam..derler ama,
Bir adınız var sizin de..
Halkçılıkla devletçilik:
Anlatamam, çok hazin de..
Çoktanberi sahteciler,
Ağır çeker her vezinde!
Tek umut var, o da yalnız,
Amerikan dövizinde!
Sorma Atam, halimizi,
Hal mi kaldı anlatacak..
İşte geldik dizindeyiz!
Yata yata çok yorulduk,
Tatil yaptık, izindeyiz!
Sanayide henüz daha,
Cafer için lazım diye,
Amerikan bezindeyiz!
Geçeceğiz Avrupayı
Ama şimdi izindeyiz!
Hocamız var, hacımız var,
Uçan kuşa borcumuz var,
El oğlunun ağzındayız!
Ama bizi zor bulurlar,
Bahar, yaz, kış izindeyiz!
Evet, doğru söylemişsin:
Türk milleti çalışkandır!
Biz de senin tezindeyiz!
Dinlenmekten yorulduk da,
Onun için izindeyiz!
Zinde kuvvet diye söz var,
Kimse bilmez adresini,
Ah izindeyiz, vah izindeyiz!
Bugün değil, bu yıl değil,
Çoktan beri izindeyiz!
İlerledik Atam öyle,
Şimdi görsen tanımazsın:
Amerikan tarzındayız!
Arasan da bulamazsın,
Otuz yıldır izindeyiz!
~ Aziz NESİN ~
————————————————————————————————————————————————————
ON KASIM MEKTUPLARI
- 1 –
ATATÜRK’E
Yine harmanımız rüzgâr bekliyor;
Es yine es yine, samanı savur.
Çak yine, çak yine, Masmavi Şimşek!
Bu kutsal çorağın özlemi yağmur.
İn yine, in yine, Sarı Yıldırım!
Ayrıklı tarlayı aydınlat, kavur.
Bugün de gecede sayıklayan var,
Bugün de yobazca adımız gâvur
Dal şu yüce dağlar gibi tekneye
Sevgi ekmeğini mayala, yuğur.
Doğ yine, doğ yine yurdun üstüne
Sensiz yüreklerin ateşi soğur..
- 2 –
SEVGİLİYE
Üç şeyin üstüne can-baş koymuşum:
Anayurt, Atatürk ve sen, sevdiğim!
Kavak yeli esmez benim başımda
Atatürk rüzgârı esen, sevdiğim!
Diz çök Anıtkabrin mermerlerine
Herkesi kıskanıp küsen sevdiğim
Mustafa Kemal’in neferiyim ben;
Haklısın kölesi desen, sevdiğim!
Belki çıkacağız yine savaşa
Ki kalasın sen sağ-esen , sevdiğim!
Öp beni alnımdan, uğurla, bekle
Erliğimden şüpheliysen, sevdiğim!
- 3 –
ATATÜRKÇÜLERE
Öyle sırtüstü yatıp dinlenecek gün değil;
Daha yapacağımız çok şeyler var, çocuklar!
Ne kadar erken yağdı, gördünüz ya, yeniden
Nice güvendiğimiz dağlara kar, çocuklar!
İlerden, ta uzaktan el ediyor durmadan
Batılı arkadaşlar; vaktimiz dar, çocuklar!
Toplandık mı başbaşa, verdik mi el ele biz
Su çekilir, dağ çöker, bora susar, çocuklar!
Hele kuru kütükler ayıklansın bir kere
Tadından çatlayacak dallarda nar, çocuklar!
Sizi bir bir tanıyıp alnınızdan öpmeye
Mustafa Kemal yolda, hey bahtiyar çocuklar!
- 4 –
YENİ MİLLETVEKİLLERİNE
Haklısınız, bir büyük millete vekilsiniz;
Göğsünüz, kıvanç dolu, gerildikçe gerilir.
Bilin ki Atatürk’ün kurduğu Ankara’ya
Atatürk’ün yolundan yürünerek girilir.
Anıtkabre gidip de yürekten baş eğmeyen
Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir.
Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için
Devrimi çiğneyecek ayak varsa, kırılır.
Bir de bakarsınız ki her meydanda bir kere
Her genç Türkte bir kere bir Atatürk dirilir.
Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde
Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur…
~ Behçet Kemal ÇAĞLAR ~
ATATÜRK’Ü DUYMAK
Ulu rüzgarlar esmedikçe,
Yaşamak uyumak gibi.
Kişi ne zaman dinç?
Dalgalanırsa bayrak, bayrak gibi.
Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?
Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik,
Ekmek olmak için önce
Buğday olmak gibi.
Silinir sözlüklerden sen hatıra geldikçe
Cılız sözler: usanmak, yorulmak, durmak gibi.
Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene,
Bir ışık-kaynak gibi.
En yakınlar zamanla fersahlarca uzak gibi;
Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz
Daha da yakınsın, daha da sıcak.
Bıraktığın toprak gibi.
Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz:
Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi.
Ancak senin havanda sağlıklar, esenlikler;
Olmaya devlet cihanda Atatürk’ü duymak gibi…
~ Behçet NECATİGİL ~
————————————————————————————————————————————————————
MUSTAFA KEMAL
Dünyada tabiatın binbir tecellisi var,
Korkunç olursa kıştır,munis olursa bahar.
Görmüşe benzer mi hiç bahsetsem ikisinden
Birinin tipisinden, ötekinin sisinden.
Bazen durgun denizin görürüm taştığını,
Yükselen dalgaların göğe yaklaştığını,
O dalgalar ki yılda yalnız bir gün şahlanır,
Şahlandı mı ne kıyı, ne koy, ne yelken tanır..
Engini alt üst eden bu rüzgarların adına,
Bazıları şimşek der, bazıları fırtına.
Kara toprakta bir dev var geçmez ele.
Sarsıntısından bilir insan: Zelzele..
Dalganın, fırtınanın yeri yurdu bu toprak
Lazım mı ki her kuvvete ayrı ayrı ad komak?
Bize sorsan onların hepsini bir ederiz,
Sonra onun adına
MUSTAFA KEMAL
deriz…
~ Faruk Nafiz ÇAMLIBEL ~
————————————————————————————————————————————————————
ON KASIM’LARDA YÜRÜMEK
Atatürk’üm işte 10 Kasım yine
Dalgalanır ağaçlarla oğullar
Dalgalanır oğullarla nineler
Dalgalanır ninelerle genç kızlar
Özlemin ta yüreğime işlemiş
Seni bulmak, seni görmek için ben
Bütün toprakaltıyla barışacağım ..
Ereceğim sana usta, barışta, başarıda
Öyle
Güçlüsün ki
Güçleneceğim
Öyle yücesin ki, yüceleceğim
Düşüne düşüne seni kocaman kocaman
Dağlara, dağlara karışacağım ..
Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz
Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün
Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt
Sanki ellerim gece
Sanki ellerim gündüz
Yazacağım seni daha, bir daha
Ben senin ölümünle yarışacağım …
~ Fazıl Hüsnü DAĞLARCA ~
————————————————————————————————————————————————————
ATATÜRK’TEN SON MEKTUP
Siz beni hâlâ anlayamadınız
Ve anlamayacaksınız çağlarca da…
Hep tutturmuş “Yıl 1919, Mayıs’ın 19′u” diyorsunuz
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemal’i anlamak bu değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil ..
Bırakın o altın yaprağı artık
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin .
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak değil
Mustafa Kemal’in ülküsü, sadece söz değil ..
Bana, muştular getirin bir daha
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan .
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemal’i anlamak avunmak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil ..
Hâlâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda
Hâlâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz .
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların .
Mustafa Kemal’i anlamak göz boyamak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil ..
Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil .
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar .
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.
Mustafa Kemal’i anlamak ağlamak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil ..
Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki, hâlâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken .
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemal’i anlamak itişmek değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil ..
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla .
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil …
~ Halim YAĞCIOĞLU ~
————————————————————————————————————————————————————
TÜRK KADINI MARŞI
Atatürk’ün sayesinde,
Özgürlüğün adımıyım.
Türk anası payesinde,
Aydın bir Türk kadınıyım.
İster yetmiş olsun yaşım,
İlerici ve çağdaşım,
Yoksa haram olur aşım,
Aydın bir Türk kadınıyım.
Mukaddestir mücadelem,
Yurt ağlarken nasıl gülem?
Son bulsun ıstırap, elem,
Aydın bir Türk kadınıyım.
Allah’ımın izni ile,
Hayatımı versem bile,
Cahil diye düşmem dile,
Aydın bir Türk kadınıyım.
Şükür ben de Müslüman’ım,
Tanrıya tamdır imanım.
Türkiye’ye kurban canım,
Aydın bir Türk kadınıyım.
Meş’aleyiz sönemeyiz,
Başka rejim denemeyiz,
Hilafete dönemeyiz,
Aydın bir Türk kadınıyım…
Mediha Şen Sancakoğlu
————————————————————————————————————————————————————
BÜYÜK TAARRUZ
Dağlarda tek tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birden bire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar `üç’ dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun kenarına kadar,
eğildi durdu.
Bıraksalar
ince uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon Ovası�a atlayacaktı…
~ Nazım Hikmet RAN ~
————————————————————————————————————————————————————
GAZİ’YE TARİH
O’nu tarihe sorun, yoktur eminim bir eşi,
O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!
Sözü halkın dilidir, gözleri Hakk’ın ateşi,
O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!
Yurdu sarmıştı karanlık, onu yırtıp atan O.
Soğuyan kanlara bir başka hararet katan O.
Kararan gözleri bir lâhzada aydınlatan O.
O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!
İnkilâp ordusu nur ordusunun rehberidir,
Milletin şehperidir, memleketin şehperidir,
O’nu beklerdi vatan bunca zamandan beridir,
O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!
Ayrılıp Çankaya’dan Hazreti Gazi geliyor,
Saçının huzmesi zulmetleri ok ok deliyor,
Şehre kalbindeki tarihi alıp yükseliyor:
“Bu güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!”
~ Yusuf Ziya ORTAÇ ~
————————————————————————————————————————————————————
NİÇİN ?
Bu halkın başında bir kahraman var,
Şan onundur ama millete yarar.
Haklıdır bu şandan korksa düşmanlar
Dostlardan da varmış tiksinen, niçin?
Arttıkça bu dâhi Türk’ün şöhreti,
Dağılan milletin arttı vahdeti,
Sulhta da faydalı böyle kuvveti,
Yıpratmak daha harp bitmeden niçin?
Toplandı Lozan’da dostlar, düşmanlar,
Lloyd George saçıyor yine bühtanlar,
Lâzımken müttehit olmak bu anlar
Ayrılanlar varmış sürüden niçin?
Millet fedâidir kahramanına,
Kim taş atabilir onun şanına?
Dil uzatma sakın Türk aslanına!
Anlatayım sana bilmezsen niçin..
O millî dehanın tam Kemâl’idir
Türk’ün hem celâli, hem cemâlidir
Mefküre görünmez, o timsâlidir
Mefküreye çattın, söyle sen niçin?
Uyanık bulunun ey Türk gençleri!
İrtica sevemez bu hür rehberi
Susturun mantıkla, kin güdenleri
Borcumuz savaşmak ebeden, niçin?
~ Ziya GÖKALP ~
————————————————————————————————————————————————————
ONSUZ
Ah işte duyuyorum mesut günler içinden,
Sana “Sevimli yüzün asla solmasın” diyen,
Bütün adınla dolu sevinç şarkıları,
- Sen öldüğün için mi şimdi bayraklar yarı?
Ah işte görüyorum seni gördüğüm günü,
Altından, alkışlarla geçiyorsun bir tak’ın,
O gün bana gelmiştin babamdan daha yakın,
Meğer duyacakmışım bir sabah öldüğünü.
Meğer görecekmişim bir sabah gidişini,
İstanbul’un önünden son defa geçişini,
Bizler seninle nasıl, ah nasıl beraberdik,
Bizler ki az sıkılsak “O başımızda” derdik.
Nasıl yok bileceğiz, o güzel güneş yüzü,
Ana, baba değil bu, bizler Ata öksüzü,
Tatmadık, bilmiyoruz bu bambaşka yarayı,
Öğret bize yarabbi, ah O’nsuz yaşamayı…
~ Ziya Osman SABA ~
————————————————————————————————————————————————————
MUSTAFA KEMALİ GÖRDÜM
Daha dün gördüm Mustafa Kemali…
Işıl ışıldı sabah güneşinde,
Mavi gözlerinde vatan parlıyordu,
Vatan parlıyordu yine..
Daha dün gördüm Mustafa Kemali..
Kolları çepeçevre sarmış vatanı,
Nabzını yokluyordu milletinin,
İçinde eski günlerin heyecanı..
Daha dün gördüm Mustafa Kemali..
Dudaklarında gülüyordu vatan
Bir zafer türküsü Onun dilinde,
İçinde O vardı bir yandan..
Daha dün gördüm Mustafa Kemali..
Daha dün ışıklar içinde,
Yudum yudum içmiş memleket sevgisini,
Yudum yudum sinmiş her yere.
~ Mustafa CANPOLAT ~
————————————————————————————————————————————————————
ATATÜRK OLMAK
Atatürk’ü bulmak her iyi işte,
Her yaşta, her başta Atatürk olmak.
Gece düşte, gündüz alışverişte
Barışta, savaşta Atatürk olmak..
Yedide okulun ilk sırasında,
Yetmişte safların en arkasında,
Devlet kapısında, yurt yapısında,
Her harçta, her taşta Atatürk olmak..
Tarlada en sarı, en olgun buğday,
Şehirde en güzel, en ulu saray,
Seferde, zaferde taçlanmış alay,
Her güçlü yarışta Atatürk olmak..
Atatürk’le olmak her yeni hızda,
Okuyan, çalışan erkekte, kızda.
Uygarlık yolunda, yaşantımızda
Her soluk alışta Atatürk olmak…
~ Tarık ORHAN ~
————————————————————————————————————————————————————
MUSTAFA KEMAL’ İZ BİZ
Susan canların konuşan dili,
Mazlum insanın en has eli,
Berrak ediyoruz çamurlu seli
Biz akı, karayı bilenlerdeniz.
Boynunu bükmek yoktur bizde,
Hainle kol kola olmak yok beynimizde,
Tek ses, tek yürek Kemalizm’le,
Biz ulusun susmaz, haykıran sesiyiz.
Yobaza izin yok, aydınlık bizim,
Hakça üleşmek, düşünüş bizim,
İnancı sömürene yer yoktur.
Biz heybetli dağların zirvesiyiz.
Eğilmeyiz, bükülmeyiz,
Satmayız, sattırmayız,
Soros çocuklarına bırakamayız,
Biz bağımsızlığa sevdalıyız.
Ezenle dostluk neyimize,
El etek öpmek sinmez içimize,
Bütün dünya baksın yüreğimize,
Biz “Yurtta sulh, cihanda sulh!” diyenleriz.
Mustafa Kemal’in yoludur yolumuz,
Emaneti gençliğe biricik yurdumuz
Özgürlüktür, bağımsızlıktır kavgamız
Biz “Ya istiklal ya ölüm!” diyenleriz…
~ METİN KAYA ~
————————————————————————————————————————————————————
O KEMAL, MUSTAFA KEMAL!
Güm! Dedi davulun bağrında
Bir koca tokmak,
Çökertti karanlığı.
Daha ilk kurşunda Kuvvacılar,
Gerildi göklere mavi atlas,
Çekildi üstüne Al Bayrak,
Hey gidinin efesi hey! Hey!
Nehirler, denizler, dağlar
Kalktı yürüdü Anadolu,
Kalktı yürüdü
İzmire kadar.
Durur mu hiç, durur mu?
O Kemal, Mustafa Kemal!
Mavi gözleri çakmak çakmak
Diyor ki:
-Şimdi başlıyor savaşımız
Hedefimiz uygar olmak!
-Uygar olmak ne demek?
-Uygar olmak, adam olmak!
Aydınlatacağız bilimle fenle
Aklımızın yollarını,
Bir tek gereksinmemiz var bunun için,
O da çalışkan olmak!
~ Şule TÜREL ~
————————————————————————————————————————————————————
ATATÜRK ve CUMHURİYET
Rabbimin armağanı batıdan doğan nurdun,
Sine-i millet ile önderi oldun yurdun,
Adım adım dolaşıp gereğini buyurdun,
Saygılar duyulan bir Türk gücünü duyurdun,
Gerçek bir dehaydın, hep bir adım önde durdun
Tertemiz ufkun gibi Cumhuriyeti kurdun.
Dağılan orduları ve halkını dererek,
O günkü imkanları önlerine sererek,
Gençliğine güvenip idealler vererek,
Sevgiyle toparlayıp Türk gücünü duyurdun,
Gerçek bir dehaydın, hep bir adım önde durdun,
Tertemiz ufkun gibi Cumhuriyeti kurdun.
Yaptığın mücadele yedi düvelle yarış,
Alamadı düşmanlar bu vatandan bir karış,
Seninle geldi zafer, sayende oldu barış,
Zaferler kazanarak Türk gücünü duyurdun,
Gerçek bir dehaydın, hep bir adım önde durdun,
Tertemiz ufkun gibi Cumhuriyeti kurdun.
Yıllar sonrayı görüp istikbal belirledin,
Devrimlerinle fersah fersah hep ilerledin,
Ekonomiyle sosyal hayatı da derledin,
İnkılaplar yaparak Türk gücünü duyurdun,
Gerçek bir dehaydın, hep bir adım önde durdun,
Tertemiz ufkun gibi Cumhuriyeti kurdun.
Vatan millet minnettar ve şükranlar borçluyuz,
Türküz mayamız sağlam çünkü demir harçlıyız,
Başka nişan istemez, Atam senle taçlıyız,
Ne mutlu Türk’üm deyip Türk gücünü duyurdun,
Gerçek bir dehaydın, hep bir adım önde durdun,
Tertemiz ufkun gibi Cumhuriyeti kurdun…
~ Zeki İ. KIZILIŞIK ~
————————————————————————————————————————————————————
ATAMA MEKTUP
Uygarlık için savaş olur mu?
Uygar bir ulusta silah sesi duyulur mu?
Söyleyin kardeşlerim, uygarlık bu mu?
“Yurtta barış, dünyada barış.” diyen Atanın
evlatlarıyız.
Barışın olmadığı ulusta uygarlık aramayız..
“Gözyaşı, kan” nedir bu Atam?
Sen böyle mi bırakmıştın bizleri,
Uygarlık derken bunu mu kastetmiştin?
Sanmam ki bizi böyle görünce sevinesin,
Hiç sanmam uygar olduğumuzu düşünesin!
Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmamızı istemiştin.
Ya bunu unuttuk,
Ya da seni yanlış anladık.
Uygarlığı; Irak’ı kan gölüne çeviren,
Afrika’daki aç çocukları görmezden gelen,
Hiç barış nedir bilmeyen
Uluslarda arar olduk..
Sen ki “Yurtta sulh, cihanda sulh”
diyordun Atam..
Nereye baksam SAVAŞ,
Nereye baksam KAN!
Unuttuk birşeyleri, unuttuk Atam…
~ Büşra Dilara KARACA ~
————————————————————————————————————————————————————
DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ
“Dağ başını duman almış
Gümüş dere durmaz akar..”
Türkeli’ne kâfir dolmuş,
Dadaş ağlar, uşak ağlar, er ağlar!
Efkâr efkâr üstüne basmış da Mustafa’yı,
Küsüvermiş ne varsa düşmanına, dostuna,
Sürüvermiş takayı bir kâbus diyarından..
Ayrılık bir şey değil, çekilir dostum, amma
Vatan mahzun bir yandan..
Samsun’un kıyıları dalgalarla hareli,
Çayır, çimen başağı, yeşilinden yaralı,
Düşmanın allar giyer, Anadolu’m karalı!
Gel gidelim Mustafa’m Erzurum illerine;
Toz olalım Mustafa’m bu vatan yollarına!
“Güneş ufukta şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar..”
Yürüyelim uşaklar, yürüyelim dadaşlar;
Bugün 19 Mayıs
Bir tarih burada biter, bir tarih burda başlar!
Niye deniz dalgalı?
Niye dağlar gölgeli?
Niçin öksüz çiçekler?
Deniz mahzun, dağlar mahzun, gök mahzun;
Düşman gelmiş, vaktimiz yok, yol uzun.
Gel koşalım Mustafa’m Sivas sokaklarına;
Karışalım Mustafa’m vatan topraklarına!
“Ankara, Ankara! Güzel Ankara!
Seni görmek ister her bahtı kara!”
Fakat öyle müthiş ki içimizdeki yara;
Sarmadıkça yurdumu al renkli bayraklara,
Yatmam bu topraklara, yatmam bu topraklara.
Telefon direkleri,
Hayırlı haber taşır;
Aydın’daki efeler,
Silâhlarla oynaşır..
Ve İstanbul gökleri
Gözü nemli dolaşır..
Dur bakalım Mustafa’m şu dünyanın haline
Düşmeyelim Mustafa’m cümle âlem diline..
“Şu İzmir’den aman efem, ayva gelir, nar gelir..”
Dökmezsen iki günde şu Yunanı denize,
Ar gelir be Mustafa’m, ölüm sana ar gelir..
Bizim gibi göklerden ay-yıldız indirene,
Ellerin emelini bir anda söndürene,
Kılıcın kabzasında hıncını dindirene,
Zor gelir be Mustafa’m, esaret çok zor gelir..
Bu dipçik, bu da namlu;
Bu Sakarya, bu Dumlu..
Gel uçalım Mustafa’m, hedefimiz Akdeniz;
Asil doğduk Mustafa’m, biz hürriyet isteriz!
“İzmir’in dağlarından çiçekler açar..”
Bugün 19 Mayıs:
Bir tarih burda biter, bir tarih burda başlar!
Bahar sabahında biz:
Dağlardaki çiçekler,
Uçuşan kelebekler,
İhtiyarlar ve dinçler,
Bel bağladığın gençler,
Yoluna andiçeriz!
“Sesimizi yer, gök, su dinlesin,
İnlesin be Mustafa’m arş-ı âlâ inlesin!…”
~ Muzaffer ENDER ~
————————————————————————————————————————————————————
MAVİ GÖZLÜ KOMUTAN
Mavi gözlerine dalınca insan,
Kaybolur engin denizlerinde.
Sen izin vermazsin boğulmamıza,
Bırakmazsın vatanını tek bir başına…
Kalbimizde yaşayan bir efsanesin,
Düşmana boyun eğmezsin,
Eğer inanırsan kazanırsın,
Küçük değil sen büyük düşünürsün…
Bir bakışın yeter düşmana,
Omadı, bir sözün.
Kaçacak delik bırakmazsın,
Bazen de bağışlarsın…
Şimdi hissediyorum seni,
İliklerimde ve yüreğimdesin…
Her zaman olduğu gibi
Cesaretle, savaşmayı yeğlersin….
————————————————————————————————————————————————————
ATATÜRKÜM
Ağlarım her 10 kasımda,
Türklüğün onuru Atatürk.
Aldığım her nefeste,
Titreyen sesimde Atatürk.
Ülkemizi kurtaran Atatürk,
Rüyamda düşümde Atatürk,
Kahramanlar kahramanı yüce Atatürk…….
Gönderen:SEZEN POLAT